TBMM ve Siyasi Partiler Tarihi Bir Sınavda Sınıfta Kaldı
Meclisin Tezkere diye aldıkları kararda ; Kınıyoruz, Vurguluyoruz gibi cılız kararlar aldılar.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, İsrail'in Gazze’de yıllardır süregelen zulmünü ve son iki yılda soykırıma dönüşen saldırılarını kınayan bir bildiriyi oy birliğiyle kabul etti. Ancak bu adım, kamuoyunun vicdanında hiçbir karşılık bulmamıştır. Zira bu bildirinin içeriği ne kadar güçlü olursa olsun, milletvekillerinin ve siyasi partilerin tutumu, yıllardır izlenen edilgen ve sessiz politikaları nedeniyle halk nezdinde inandırıcılığını tamamen yitirmiştir.
Meclis, İsrail zulmü karşısında çok geç ve çok yetersiz kalmıştır. Bildirideki ifadeler oldukça sert olsa da, arkasında gerçek ve somut bir yaptırım gücü bulunmaması, bu kararın sadece kâğıt üzerinde kalacağına dair ciddi endişelere yol açmıştır. Meclis, bugüne kadar Gazze’de yaşanan katliamlar karşısında adım atmamakta ısrar etmiş, sadece kamuoyu baskısı arttığında bu tarz bildirilerle “vicdan rahatlatmaya” çalışmıştır.
Siyasi Partiler Ortaklaştı Ama Samimiyet Sorgulanıyor
Tüm partilerin ‘evet’ oyu verdiği bu bildiri, aslında hiçbir partinin kendi başına bir inisiyatif almadığını, toplumsal baskı karşısında zorunlu bir birliktelik oluştuğunu göstermektedir. Oysa halk, laf değil, eylem bekliyor. Vatandaşlar sadece bildirilerle değil, İsrail’le olan tüm diplomatik, askeri ve ticari ilişkilerin tamamen kesilmesiyle somut sonuçlar görmek istiyor.
Her fırsatta “Filistin davasının yanındayız” diyen partilerin bugüne kadar attığı adımlar sadece sembolik düzeyde kalmıştır. Meclis kürsülerinden yapılan sert konuşmalar, kamuoyuna yönelik verilen mesajlar, kameralar kapandığında karşılık bulmamakta; ekonomik ilişkiler, ticari ortaklıklar, enerji anlaşmaları hiçbir kesintiye uğramadan sürdürülmektedir.
Vatandaşın Sabrı Taştı
Artık halk, sadece bildirilerle oyalanmak istemiyor. Türkiye’nin dört bir yanında binlerce insan, İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırıma karşı gerçek yaptırımlar talep ediyor. Meclis’in geç gelen ve eylemsiz bildirisini, vatandaşlar bir “vicdan gösterisi” değil, bir “sorumluluktan kaçış” olarak görüyor.
Gazze’de 70 bine yakın insan hayatını kaybetmiş, yüz binlercesi yaralanmış, altyapı yerle bir edilmişken; bugüne kadar İsrail ile sürdürülen ilişkiler neden hâlâ kesilmedi? İsrail’in savaş suçları açıkça belgelenmişken, neden Türkiye bu ülkeyle diplomatik, ticari ve askeri bağlarını halen sürdürmekte?
Samimiyseniz Somut Adım Atın!
-
Neden Türkiye, İsrail ile tüm anlaşmaları askıya almadı?
-
Neden TBMM hâlâ İsrail'e doğrudan yaptırım kararı almadı?
-
Neden ticaret kısıtlanmadı?
-
Neden kamuoyuna her şey şeffaf şekilde açıklanmıyor?
Artık halk, laf değil, gerçek bir duruş görmek istiyor. TBMM’nin ve siyasi partilerin görevi sadece tepki göstermek değil, bu tepkileri somut politikalarla desteklemektir.
ALINAN TEZKERE KARARI ŞUNLARI;
Bu bildirinin içeriği ne kadar doğru olursa olsun, Meclis’in bu kararıyla övünmesi mümkün değildir. Çünkü gerçek sorumluluk, zamanında ve etkili bir şekilde harekete geçmektir. Bu noktada da TBMM ve siyasi partiler, sınıfta kalmışlardır.
Halkın bu kararlar ve somut adımlar konusunda net beklentileri vardır:
-
Filistin halkının İsrail tarafından on yıllardır maruz bırakıldığı işgal, imha ve ilhak uygulamalarını en güçlü şekilde kınıyoruz.
-
Filistin halkına yönelik katliamların ve son olarak Gazze’de kıtlığın bir imha silahı olarak kullanılmasının soykırım suçu teşkil ettiğini vurguluyoruz.
-
Uluslararası toplumu, İsrail’i Gazze’de kalıcı bir ateşkesi kabul etmeye, silahlı güçlerini bölgeden çekmeye ve Gazze’ye kesintisiz insani yardım ulaşımını sağlamaya zorlamak için daha fazla çaba göstermeye davet ediyoruz.
-
Kudüs ve Batı Şeria’daki yasadışı yerleşim faaliyetlerini ve Filistin halkına yönelik şiddeti telin ediyoruz.
-
Filistin topraklarında soykırım ve sömürge suçlarını işleyenlerin mahkemeler önünde hesap vermelerinin temin edilmesi çağrısında bulunuyoruz.
-
1967 sınırları temelinde, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesinin adil ve kalıcı barışın sağlanmasının tek yolu olduğunu kayda geçiriyoruz.
-
Mescid-i Aksa başta olmak üzere Müslümanların kutsal mekanlarına siyonist rejim tarafından yapılan saldırı ve provokasyonların mutlaka durdurulması gerektiğini vurguluyoruz.
-
İsrail hükümeti, soykırım politikalarından vazgeçene kadar, BM ve uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınması çağrısında bulunuyoruz.
-
Tüm ülke parlamentolarını;
-
İsrail ile olan tüm askeri ve ticari ilişkileri sonlandırmaya, Filistin halkına yönelik uygulanan ambargoyu kırmaya yönelik acilen harekete geçmeye;
-
İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki soykırım ve sömürge politikalarını reddetmeye ve kınamaya;
-
Filistin halkının meşru haklarını savunmaya, iki Devletli çözüm perspektifini korumaya ve Filistin Devleti’ni tanımayan ülkeleri de Filistin’i tanıma çağrısında bulunmaya;
-
18 Nisan 2025 tarihinde, İstanbul’da TBMM öncülüğünde tesis edilen “Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu”na katılmaya davet ediyoruz.
-