sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort

23 Eylül 2019, Pazartesi

Son dakika Karaman haberleri

KMÜ Kitap Fuarı’nda Üçüncü Gün Etkinliklerle Devam Ediyor

KMÜ Kitap Fuarı’nda Üçüncü Gün Etkinliklerle Devam Ediyor

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde (KMÜ) düzenlenen 742. Karaman Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre'yi Anma Etkinlikleri tüm hızıyla sürüyor. 
"Dünya edebiyatında şiir artık yer altına çekilmeye başladı"
Üçüncü günde ilk olarak Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karataş söyleşi ve imza etkinliğinde öğrencilerle buluştu. Prof. Dr. Turan Karataş, ‘Doğu’nun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç’ isimli kitabı üzerinden gerçekleştirdiği söyleşide kitapta yer alan ‘Masal’ şiirini okuyarak şunları söyledi: “Kitabımın ismini, iki uygarlık arasındaki çetin kavgayı bir babanın oğulları üzerinden anlatmaya çalışan ‘Masal’ isimli şiirden aldım. Sezai Karakoç dava adamıdır, şairdir ve sanatkârdır. Sanatının en çok öne çıkan tarafı şiirdir. Onun bir de düşünür tarafı vardır. Karakoç, Anadolu ruhunu tam olarak taşıyan, hem doğu medeniyeti ile beslenmiş hem de batı medeniyetini tanımış bir yazarımızdır.”
Prof. Dr. Karataş konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’de şiir halen canlı olarak yaşıyor fakat dünya edebiyatında şiir artık yer altına çekilmeye başladı. O bakımdan Karakoç hem Türk hem de dünya edebiyatının en dikkate değer şairlerinden birisidir. O aynı zamanda şiir sanatının arka planını yansıtan, şiirlerini birtakım kavram ve imgelerle bezeyen düşünce adamıdır. Hepinize Sezai Karakoç’un kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.”
Söyleşi, plaket takdimi ve dördüncü sınıf öğrencilerinin Prof. Dr. Karataş’a hediye vermesi ile sona erdi. Prof. Dr. Karataş, söyleşinin ardından kitaplarını imzaladı. 
Günün diğer bir söyleşi programının konuğu KMÜ İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Akgül oldu. Program İslami İlimler Fakültesi öğrencisi Muhammet Fatih Hamurcu'nun icra ettiği Kuran tilaveti ile başladı.
"Yazının keşfedilmediği dönemlerde söz daima kutsal olmuştur"
Dekan Prof. Dr. Akgül söyleşisinde bilginin birikimi ve gelecek nesillere aktarım yöntemlerinin zaman içerisinde geçirmiş olduğu serüvene dikkat çekerek şunları söyledi: "Kitap denilince yazı, kalem, söz, defter bunların hepsi gündeme gelen ana kavramlardır. Kitap kutsaldır, kalem ise üzerine yemin edilen bir enstrümandır. Söz de kutsaldır, dolayısıyla insanlık tarihindeki bilgi üretimi ve bilgi akışı genellikle iki vasıta üzerinden devam etmiştir; birisi söz, diğeri yazı. İnsanlık tarihine baktığımız zaman felsefi tartışmalarda ve bazı dini konuşmalarda 'önce söz vardı' diye başlanılır; işte bu tabir, insanlığın alacakaranlığından bu yana hakikatle yüz yüze gelme durumunu ortaya koyar. Yazının bulunması ve alfabenin keşfine kadar insanlık hep sözle biriktirdiği kültürü devam ettirdi. Bunun yaradılış itibariyle ne kadar sürdüğünü değerlendirecek olursak belki binlerce yıl bu şekilde devam etti. Sözlü kültürün yaygın olduğu, yazının keşfedilmediği dönemlerde söz daima kutsal olmuştur; çünkü bilgi ve hakikat söz aracılığıyla aktarılmıştır. Dolayısıyla sözün egemen olduğu dönemlerde salihler, evliyalar, alimler, fazıl insanlar, söz söyleme yetkinliğine sahip olanlar daima değerli olmuştur. Yazının icadıyla birlikte artık sözlü gelenek yazı ile muhafaza edilebilir ve gelecek nesillere daha kalıcı halde nakledilebilir hale gelmiş ve belli kesimlerin elinde olan bilgi artık daha yaygınlaşmıştır. Bu hale gelince önceki saygın kişilerin otoriteleri ve değeri giderek azalmıştır. Artık yaşlı olan kişi en fazla bilgiyi ve tecrübeyi taşıyan kişi olmaktan çıkarak ihtiyarların yerini yazı almıştır. Bütün bu sürecin  içerisinde esas büyünün bozulması matbaanın icadıyla oldu; bu, insanlık tarihinin şahit olduğu en büyük değişim sürecininin başlangıcıydı. Matbaa ile birlikte başlayan sürecin devamında radyo, telefon, televizyon ve internetin sırasıyla gelişmesiyle birlikte dünya küresel ve bütün bilgilerin içinde bulunduğunuz mekanda toplandığı bir köy haline geldi."
"Bilgi sahibi olmadığımız, ama bir kanaat sahibi olduğumuz dönemdeyiz"
Prof. Dr. Akgül konuşmasının devamında "Bilgi sahibi olmadığımız, ama bir kanaat sahibi olduğumuz dönemdeyiz" vurgusu yaparak her bilginin de doğru olmadığını belirtti. Akgül özellikle internet ve sosyal medya üzerinden elde edilen bilgilerin sorgulanması, doğrulanması ve kitabi kaynaklara dayandırılması gerektiğinin altını çizerek şöyle devam etti: "Bu küresel köy ortamında kitap neden önemli? İnternetten edindiğimiz bilgilere çoğunlukla itibar etmemek gerekir; bu bilgiler genellikle doğru olsa da kitabi bilgiler değillerdir. Bu yüzden kitabi bilgiye değer vermemiz kitaplardan bilgi edinmemiz gerekir."  
Akgül konuşmasının devamında Nevzat Kösoğlu'na ait "Kitap Şuuru", kendisine ait doktora çalışması olan "Türk Modernleşmesi ve Din" ile yine kendisine ait olan "Türkiye'de Din ve Değişim" isimli kitaplarını tanıttı. Söyleşi, Dekan Akgül'e plaket takdimi ile sona erdi.
Ritim ve Halk Oyunları
Kitap Fuarının ikinci günü de söyleşilerin yanı sıra çeşitli etkinliklerle devam etti. Öncelikle eğiticiliğini Deniz Özdemir’in yaptığı Ritim Atölyesinde eğitim alan 12 öğrenci sahne aldı. KMÜ Amfi Tiyatro alanında birbirinden farklı enstrümanların kullanılması ile icra edilen ritim gösterisi seyircilere keyifli anlar yaşattı.
Günün bir diğer etkinliğinde ise KMÜ Halk Oyunları Öğrenci Topluluğu (KAHOT) tarafından “Halk Oyunları Gösterisi” sergilendi. Topluluk üyeleri tarafından sahnelenen Antep Yöresine ait Halay ve Ege Yöresine ait Zeybek oyunu izleyicilerden tam not aldı.
Geleneksel Türk Okçuluğu 
Üçüncü gün etkinlikleri KMÜ Geleneksel Türk Okçuluğu Kültür ve Sanat Öğrenci Topluluğu tarafından düzenlenen söyleşi ve kabza alma töreni ile son buldu. 
Kültür Bakanlığı Geleneksel Türk Okçuluğu Sanatçısı Osman Gözel’in konuşmacı olduğu etkinliğe KMÜ Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Muşmal, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Şahin, üniversite personeli, davetliler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
“Geleneksel Türk Okçuluğu" konulu söyleşisini vermek üzere sahneye çıkan Osman Gözel, Türk okçuluğunun tarihçesi ve günümüzde geldiği nokta hakkında dinleyicilere bilgiler verdi. "Türk okçuluğu dil bilimidir" diyen Gözel, ‘kirişi kırmak, iki dirhem bir çekirdek’ gibi sözlerin dilimizde varlığının buna ispat olduğunu ifade etti. Bunu yanında Türk okçuluğunun tarih, fizik, kimya, sabır, sanat, kültür ve miras olduğunu ifade eden Gözel, "Türk okçuluğu dini manada cihat sevdasını, şehadet aşkını canlı tutan ruhtur." diyerek sözlerine son verdi. 
Etkinlik, Geleneksel Türk Okçuluğu kabza alma töreninin canlandırılması ve okçulara Prof. Dr. Hüseyin Muşmal’ın okçuluk beraatını vermesinin ardından son buldu.

 

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

Anket

31 Mart Seçimlerinde kime oy vereceksiniz

datron
yukarı çık